CHP'DEN SUÇ DUYURUSU!

Kategorilenmemiş
02-06-2021 16:46   Güncelleme : 02-06-2021 16:48
Google News

Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) Kilis il Başkanlığı Atatürk'e hakaret ettiği gerekçesi ile Üsküdar Yıldırım Beyazıt Cami İmamı Mustafa Demirkıran hakkında Kilis Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

CHP'DEN SUÇ DUYURUSU!

CHP'DEN SUÇ DUYURUSU!

KİLİS

Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) Kilis il Başkanlığı Atatürk'e hakaret ettiği gerekçesi ile Üsküdar Yıldırım Beyazıt Cami İmamı Mustafa Demirkıran hakkında Kilis Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.
Suç duyurusunda bulunulmasının ardından Kilis Adliye Sarayı önünde bir basın açıklaması yapan Cumhuriyet Halk Partisi Kilis il Başkanı M. Akif Perker şu ifadelere yer verdi;

" 28 Mayıs 2021 tarihinde, İstanbul ilinde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın da katılımı ile gerçekleştirilen Taksim Camii’nin açılış töreninin ardından ifa edilen Cuma Namazı Hutbesi sırasında şikayet olunan Üsküdar Yıldırım Beyazıt Camii imamı Mustafa Demirkıran Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürk hakkında mesnetsiz ifadeler kullanılmış, insanlığa ve vicdana sığmayacak bir şekilde, tarihi gerçekleri kasten çarpıtarak ve adeta kin kusar halde Devletimizin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün maneviyatını hedef alan, TV canlı yayınları vasıtasıyla da aleniyet kazanan hakaretlerde ve saldırılarda bulunulmuştur.

Cuma namazı hutbesinde şüpheli tarafından ‘’öyle bir zaman geldi ki, bir asır gibi bir zaman içinde ezan ve namaz yasaklandı, camiiler müze haline çevrildi, bundan daha zalim ve kafir kim olabilir’’ şeklinde ifadeler kullanılmıştır. Diyanet İşleri Başkanlığı Cumhuriyet’in ilanından sonra 3 Mart 1924 tarihinde bizzat Mustafa Kemal Atatürk tarafından 429 sayılı kanunla Şer’iye ve Evkaf Vekaleti’nin yerine kurulmuş olup, İslam dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmekle görevlendirilmiştir. Bugün camilerimizde eğer ezan okunabiliyorsa ve eğer ibadetlerimizi İslam Dinine uygun bir şekilde yerine getirebiliyorsak bu Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına borçlu olduğumuz tartışmasız bir gerçektir. Hal böyle iken Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan Diyanet İşleri’nden maaş alan bu şahsın Atatürk’ün manevi kişiliğine alenen lanet okuması ve hakarette bulunması kabul edilebilir bir durum değildir. Şüpheli şahıs, Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve 28/05/2021 tarihli Cuma namazında Türkiye’nin her tarafından bulunan Camilerde okunan resmi hutbesinin de dışına çıkmış ve bu suretle 633 sayılı Diyanet İşleri Kanunu’nu da kasten ihlal etmiştir.

Şüpheli Ayasofya Camii’nin müze haline getirilmesine atıf yapmıştır. Ayasofya Camii Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra Bakanlar Kurulu’nun 24 Kasım 1934 Tarih ve 7/1589 sayılı kararıyla müzeye çevrilmiştir. Bu olay Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığı döneminde gerçekleşmiştir. Şüphelinin Mustafa Kemal Atatürk’ü ve manevi şahsiyetini doğrudan hedef aldığı açıkça ortadadır. Şüpheli Atatürk’ün manevi şahsiyetine hakaret etmekle yetinmeyip, onun izinden giden herkesi de din düşmanı ve dinsiz olarak göstermeye, halkın geri kalan kesimini de bu kesime karşı kin ve düşmanlığa tahrik etmiştir.

Şüphelinin mesnetsiz iddialarının aksine, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İslam dininin siyasete sokulmasını asla istememiş ve laiklik ilkesiyle birlikte dinimizin güzellikler içerisinde yaşanmasını sağlamıştır. İslam Dinine büyük önem veren Mustafa Kemal Atatürk, gerçek dine ters düşen hurafe ve eklemelere itibar etmenin yanlışlığını her zaman vurgulamıştır. Nitekim 7 Şubat 1923 yılında Balıkesir Zagnos Paşa Camiinde dine ilişkin şunları söylemiştir; ‘’ Allah birdir. Şanı büyüktür. Peygamber Efendimiz Hazretleri, Allah tarafından insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Bunun temel esası hepimizce bilinmektedir ki, yüce Kur-an’daki anlamı açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor. Eğer akla mantığa sığmamış olsaydı bulunla ilahi tabiat kanunları arasında çelişki olması gerekirdi. Çünkü tabiat kanunlarını yapan da Allah’tır’’ demiştir.

 Tüm bu değerlendirmeler ve Mustafa Kemal Atatürk’ün yukarıdaki sözleri ışığında, Atatürk’ün manevi şahsiyetine hakaret eden şüphelinin kasıtlı bir şekilde Atatürk’ü dine zarar veren bir insan olarak göstermeye çalışarak halkı kin ve nefrete tahrik suçunu işlediği de açıktır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olması ve milletimizin ortak değeri olması sebebiyle Atatürk Hakkında işlenen suçlar 5816 sayılı kanun ile yaptırıma bağlanmıştır. Ayrıca Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 23/05/1995 tarih, 1994/8758 Esas ve 1995/4355 Karar sayılı kararıyla da Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti nezdindeki yerini belirlemiş, Türk vatandaşları ile bağlantısını bu şekilde kurmuştur. Gerek Anayasa gerekse diğer yasalar ve Yargıtay kararları uyarınca vatanını milletini seven onurlu bir Türk vatandaşı olarak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi şahsiyetine hakarette bulunan şüpheliye karşı aktif husumet ehliyetim bulunmaktadır.

Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle ve soruşturma esnasında resen nazara alınacak sebeplerle, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi şahsiyetine alenen hakaret eden, din adamına yakışmayacak bir şekilde, halkımız arasında kin ve nifak sokmaya cüret eden ve bu yolla halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme uçunu işleyen, Anayasamızı ve 633 sayılı Diyanet İşleri Kanunu’nu kasten ve kamu görevini kullanmak sureti ile ihlal eden Şüpheli Mustafa Demirkıran hakkında şikayetim kapsamında soruşturma yapılarak kamu davası açılmasını ve şüphelinin neticeten cezalandırılmasına karar verilmesini arz ve talep ederim" dedi.

Haber Merkezi