KİYÜ’DE “RADİKALİM VE AŞIRILIK KAVŞAĞINDA DİNİ HAREKETLER: CİHADİ SELEFİLİK ÖRNEĞİ”  E-SÖYLEŞİSİ

EĞİTİM
03-06-2021 16:42   Güncelleme : 03-06-2021 16:43
Google News

Kilis 7 Aralık Üniversitesinde “Radikalizm ve Aşırılık Kavşağında Dini Hareketler: Cihadi Selefilik Örneği” başlıklı E-Konferans gerçekleştirildi.

KİYÜ’DE “RADİKALİM VE AŞIRILIK KAVŞAĞINDA DİNİ HAREKETLER: CİHADİ SELEFİLİK ÖRNEĞİ”  E-SÖYLEŞİSİ

KİYÜ’DE “RADİKALİM VE AŞIRILIK KAVŞAĞINDA DİNİ HAREKETLER: CİHADİ SELEFİLİK ÖRNEĞİ”  E-SÖYLEŞİSİ

KİLİS

Kilis 7 Aralık Üniversitesinde “Radikalizm ve Aşırılık Kavşağında Dini Hareketler: Cihadi Selefilik Örneği” başlıklı E-Konferans gerçekleştirildi.

“Radikalizm ve Aşırılık Kavşağında Dini Hareketler: Cihadi Selefilik Örneği” başlıklı e-konferans, Kilis 7 Aralık Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. M. Ruhat Yaşar’ın yönlendiriciliği ve İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ergün Yıldırım’ın katılımıyla çevrim içi olarak gerçekleştirildi.

Yıldırım, Ortadoğu ile din arasındaki ilişkilere dikkat çekerek konuya giriş yaptı. Ardından “cihad” ve “selefilik” kavramları ile bunların tanımlanması özelinde araştırmacıların yaşadığı zorluklardan bahsetti. Özellikle ihtiva ettiği esas anlamlardan belli taraflarca oldukça uzaklaştırılan “cihad” kavramını tanımlamanın zorluğunu dile getirdi. Dolayısıyla “selef” ve “cihad” kavramlarının anlam, kapsam ve mahiyeti itibarıyla çok yanlış yerlere taşınabileceğini ve spekülasyonların odağında bulunduklarını ifade etti.

Kökleri İbn Teymiyye’nin şekillendirdiği Selefiyye, Vehhabilik ve Hariciliğe dayanan harekete mensup kişilerin, kendileri gibi düşünmeyen ve yaşamayan diğer Müslümanlara karşı son derece ötekileştirici, ayrıştırıcı ve sert bir tutum sergilediklerini; onları tekfir ettiklerini hatta şiddet eylemlerine ve öldürmeye bile başvurduklarını sözlerine ekledi. Yıldırım, yumuşak, muhatabına tolerans tanıyan ve bütünleştirici bir din anlayışından son derce uzak olan bu akımın, “bedevilik” hayat anlayışı ile paralel çizgilerde olduğunu vurguladı. Teolojik bir patoloji ile yani dini eksik ve yanlış anlamanın bir sonucu olarak bu hareketin geliştiği kanaatinde olduğunu aktardı. “Siyaset” ve “cihad” kavramlarının İslam dini literatüründe ictihadi/fıkhi bir konu olmasına rağmen Cihadi Selefiler gibi bu konuları bir akide problemi ve iman meselesi olarak yorumlayarak insanları tekfir etmenin, teröre başvurup tedhiş ortamı oluşturarak insanlara madden ve manen zarar vermenin yanlış olduğuna dikkat çekti. Kelime anlamı itibarıyla “barış ve selam dini olan, çoğulcu ve hoşgörü sahibi İslam dini ile bu hareketin asla bağdaşmayacağını da sözlerine ekledi. Bu gibi yanlışlara düşmemenin yolunun ise sahih olan dini kaynaklara başvurarak dini doğru kaynaklardan öğrenmek olduğunu belirtti.

Soru-cevap kısmından sonra e-konferans sona erdi.

Abit Demir